Toplumun Sağlığında Eğitim Sektörünün Rolü

Toplumun Sağlığında Eğitim Sektörünün Rolü 2018-01-06T13:04:23+00:00

Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı tarafından 25 Kasım 2016 tarihinde Ankara’da Crown Plaza Otel’de gerçekleştirilen ve teması “Toplumun Sağlığında Eğitim Sektörünün Rolü” olan Sempozyum, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere kamu kuruluşları, üniversiteler, STK’lar gibi farklı sektörlerden katılımcıların yer aldığı bir günlük bir toplantı ile gerçekleştirilmiştir.

Sempozyum programı kapsamında açılış konuşmalrını Prof.DR.Ayşe Akın ve Prof.Dr.Zafer Öztek yaptılar. Başlangıçta Dünya Sağlık Örgütü Cenevre Merkezinden Dr.Lale Say, “Uluslararası kalkınma hedefleri ve sağlıkta sektörler arası işbirliği” başlıklı açılış konferansında sağlıkta sektörler arası işbirliğinin önemini global ölçekte Dünya Sağlık Örgütü perspektifinden örneklerle sunmuş daha sonra, başkanlığını  Cumhuriyet Üniversitesi eski Rektörü  Prof.Dr.Ferit Koçoğlu’nun yaptığı  panelde Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Dr.Bekir Keskinkılıç;   Milli Eğitim Bakanlığı Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü Öğrenci İşleri ve Sosyal İşler Daire Başkanı  Ertuğrul Geçgil; Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Neriman Aral ve : Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Genel Müdürü  Nurcan Müftüoğlu konuşmacı olarak yer almıştır. Konuşmacılar tarafından Sempozyumun teması ile bağlantılı kapsamlı sunumlar yapılmıştır.

Sempozyumun ikinci bölümünde düzenlenen Çalıştayda katılımcılar 3 gruba ayrılarak,

Grup I; Toplum sağlığının geliştirilmesinde örgün eğitim kurumlarının (temel eğitim, ortaöğretim, mesleki ve teknik eğitim, yükseköğretim) rolü; Toplum sağlığının geliştirilmesinde yaygın eğitim kurumlarının rolü;

Grup II; Toplum sağlığının geliştirmesi konusunda temel ve orta öğretimde müfredat geliştirme ve eğitim uygulamaları konularında işbirliği nasıl sağlanır?; Toplum sağlığının geliştirmesi konusunda yaygın öğretimde müfredat geliştirme ve eğitim uygulamaları konularında işbirliği nasıl sağlanır?;

Grup III; Toplumun sağlık eğitiminde Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) rolü ve yapılabilecekler; Toplumun sağlık eğitiminde yerel yönetimlerin rolü; Toplumun sağlık eğitiminde uluslararası kuruluşların rolü ve neler yapılabilir?

Başlıkları gruplarca tartışılmış ve sonuç raporlarının sunulduğu genel oturumda Sempozyumda alınan kararlar, sonuç ve önerilerin, Sağlıkta Sektörler Arası İşbirliği bağlamında“Toplumun Sağlığında Eğitim Sektörünün Rolü Sonuç Bildirgesi” olarak duyurulmasına, kamuoyu ile paylaşılmasına karar verilmiştir.

 

SONUÇ BİLDİRGESİ

Toplum sağlığının geliştirilmesinde eğitim ve öğretim kurumlarının (örgün-yaygın) rolü

  • Toplumun sağlığının geliştirilmesi ile ilgili olarak örgün eğitim kurumlarının rolü, okul öncesi eğitimden başlayarak temel eğitim, ortaöğretim, mesleki ve teknik eğitim ve yükseköğretimle devam eden bir süreçte ele alınmalıdır.
  • İlkokul öncesinden itibaren çocukların yaşlarına uygun sağlıklı davranış edinecekleri müfredatlar oluşturulmalıdır.
  • Algıda bir değişikliğe gitmek amacıyla eğitim materyallerinde hastalıkları anlatmak yerine, hastalıklardan korunma yollarını vurgulayan, davranış değişikliğini sağlayan daha genel bir bakış açısıyla konu ele alınmalıdır. Örneğin, tüberkülozu anlatmak yerine, öksürürken nasıl davranmamız gerektiği konusunda davranış değişikliğine yarayan broşürler, afişler, ders materyalleri kullanılabilir.
  • Eğitim yöntemi olarak konferans şeklindeki derslerden ziyade, çocuğun dikkatini çekecek spot mesajlar, interaktif eğitim teknikleri kullanılmalıdır. Çocuklar ders yerine hayatın içinde olmalıdır. Lise öğrencilerine “akran eğitimi” gibi, etkileşimli interaktif eğitim yöntemleri, oyunlaştırma ve simülasyon gibi teknikler kullanılmalıdır. Her konunun hangi yöntemlerle öğretileceği belirlenmelidir. Alan öğretmenleri yerine mevcut öğretmenler bu yöntemleri kullanmalıdır. Bu konuda gerekiyor ise hizmet içi eğitim verilerek öğretmenlerin eğitilmeleri sağlanmalıdır.
  • Eğitim programlarının amacına uygun destekleyici eğitim yöntem ve materyallerinin oluşturulması gereklidir. Eğitimlerin etkisinin artırılması amacıyla sürekliliği sağlanmalıdır. Eğitimlerin etkisini ortaya koymak amacıyla değerlendirme ve ölçme araçlarının geliştirilmesi, uygulanması ve göstergelerle izlenmesi gereklidir.
  • Sosyal medya kullanılmalıdır. Eğitim bilişim ağı (EBA) kullanarak yaygınlaşmalıdır. Bir web sitesi üzerinden oyunlar ve yarışmalar aracılığı ile sağlık davranışları kazandırılmalıdır. Örneğin, MEB belirli alanlarda web sitesi yapabilir.
  • Etik kurallar, görgü kuralları ve sağlık konuları ilköğretim düzeyinde işlenmelidir. Eğitim fakültelerinde, öğretmen adayları bu konularda eğitilmelidir.
  • Lise ve üniversitede sağlık okuryazarlığı konusunda davranışlar kazandırılmalıdır. Madde bağımlılığı, cinsellik gibi dayatmalara “hayır” diyebilme öğretilmelidir.
  • Orta öğretim, mesleki teknik eğitim ve yükseköğretimi kapsayacak şekilde çocukların spor yapması sağlanmalıdır.
  • İlk, orta ve liselerde (temel ve orta öğretim) okul sağlığının gerektirdiği her şeyi kapsayacak destek hizmetleri birimi kurulmalıdır.
  • Okulların, “sağlıklı çevre” için örnek ortamlar olmasının sağlanması, örneğin tuvaletlerin temiz, sıvı sabun ve tuvalet kağıdı gibi gereçlerin sürekli düzenli bulunduğu ortamlar olmasının sağlanması gereklidir.
  • Üniversitelerde sağlığı geliştirme birimleri olmalıdır. Türkiye’de 13 üniversitenin Öğrenci Sağlık Merkezlerinde öğrencilerin sağlığının korunması ve geliştirilmesi konusunda destek veren “Gençlik Danışma Birimleri” yeniden oluşturulmalı / canlandırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
  • Üniversite yerleşkelerinin hızla yaşanabilir, örnek çevreler haline getirilmesi gerekir (örneğin; temiz tuvaletler, sabun ve tuvalet kağıdı olan tuvaletler, sağlıklı yiyecek bulunduran kantin ve yemekhaneler, fizik egzersizlerin herkese ulaşabileceği egzersiz alanları, sigarasız çevreler v.b.)
  • Üniversite müfredatlarında ilk yıldan başlayarak, fiziksel aktivite, sağlıklı cinsellik, uyku, sigara, madde bağımlılıkları, Kadının güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi konuları da “sağlık” konuları arasında yer almalıdır. Üniversitelerde sağlıkla ilgili seçmeli ders sayıları artırılmalıdır.
  • Üniversite öğretim üyeleri, öğrencisi ile tüm branşlarda, toplumdan kopuk olmayan eğitici, toplumun sağlık sorunlarına duyarlı-rol modeli olabilecek yaklaşımlar benimsenmeli uygulamaya geçirilmelidir. Üniversitelerde farklı bölümler, farklı branşlar arasında da “Sağlığın Geliştirilmesi” konusunda ortak yaklaşımlar, işbirlikleri geliştirilmelidir.
  • Özellikle Eğitim Fakülteleri öğrencileri, “Sağlıklı Toplum için Rol Modeli” olabilecek yetkinlikte donatılmalı,
  • Eğitim Fakülteleri’nde geleceğin öğretmenlerinin, “İlk yardım” eğitimleri ile sertifikalandırılmaları sağlanabilir,
  • Eğitim Fakültelerinde Çocuk ve Toplum Sağlığı konularında bir ders yoktur. Kısıtlı düzeyde sağlık okuryazarlığı dersleri mevcuttur. Bu alandaki boşluğun giderilmesi gerekir.
  • Eğitim fakültelerinde uygulanan topluma yönelik bilinçlendirme eğitimlerinin ulaşılabilirliği artırılmalıdır. Eğitim Fakülteleri’nde halen var olup uygulanmakta olan ‘Beyaz Bayrak’ projeleri gibi programlar hakkında bilgilendirme ve duyarlılık kazandırma etkinliklerine yer verilmeli, proje bitiminden sonra da yeni eğiticiler tarafından sürdürülebilirliğine de yatırım/destek yapılmalıdır.
  • Fiziksel sağlık, ruh sağlığı, madde kullanımı açısından risk gruplarının belirlenmesine yönelik araştırmalar yapılarak gerekli önlemler alınmalıdır.
  • Bütünsel ve mültidisipliner yaklaşımlarla sorunların farklı boyutları ele alınmalıdır. Bu çalıştayın devamında çalışmalar sürdürülmelidir. Buradaki her bir başlık ile ilgili materyaller ve programların hazırlanması için de benzer çalıştaylar devam etmelidir.

Toplum sağlığının geliştirilmesinde sağlık ve eğitim sektörlerinin işbirliği

  • Sağlık eğitimlerinin davranış değişikliğine yol açması için öncelikle gerekli altyapının sağlanmasında ilgili Bakanlıkların (Maliye, Kalkınma, Sağlık, Gençlik ve Spor, Milli Eğitim Bakanlıkları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vb.) rol alması ve gerekli alt yapının sağlanması ve programların uygulanması için mutlaka bütçe ayrılması,
  • MEB ve Sağlık Bakanlığı, sağlık eğitimi alanında daha yakın işbirliği yapmalıdırlar. En üst düzeyde Bakanlar bir araya gelerek toplumun sağlık sorunları, yapılacaklar ve bu bağlamdaki işbirlikleri konusunda yapılacaklar paylaşılmalı, gerekli kararklar alınmalıdır.
  • MEB Projeleri: Beyaz Bayrak (hijyen), Beslenme Dostu Okul, obeziteyle mücadele, fiziksel aktivitenin artırılması projeleri önemli deneyimler sağlamıştır. Bunlarda da sürdürülebilirlikleri önemlidir.
  • Önceliklerin belirlenmesi MEB, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı vs. ilgili bakanlıkların işbirliği alanlarının, çalışma önceliklerinin belirlenmesi gerekliliği (Örn; Bisiklet kullanımı vb.) vardır.
  • Beslenme konusunda, Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasındaki işbirliği sürekli ve yakın olmalıdır.
  • Halkla ilişkiler bölümü (PR) olmalıdır.
  • Sağlığın korunması ve geliştirilmesi konularında Sağlık Bakanlığı tarafından kısa film ve animasyonlar hazırlanarak ve okullarda katlara TV konularak bunların izlenmesi sağlanabilir.
  • Müfredatta yer alacak konular belirlenirken, Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen öncelikli alanlar, sürdürülen programlar ve bireylerin sağlıklarının korunmasına yönelik konu ve içerikleri dikkate alınmalıdır. Bu süreçte ayrı sağlık programlarını tek tek işlemek yerine, entegre sağlık hizmet/programı şeklinde yer alması, paralel olarak da entegre sağlık eğitimi olması, entegre eğitim modeline de okul öncesi dönemden başlanarak, devamlılığının sağlanması uygun yaklaşım olacaktır. Her bir bireyin sahip olması beklenen «sağlıklı birey olma» yolundaki bilgi, tutum, davranışların belirlenmesi ile bu sürece başlanabilir ve periyodik aralıklarla bunun güncellenmesi gerekir. İşbirliği için “MEB’dan bağımsız, sahada deneyim sahibi sağlık ve eğitimcilerden oluşacak bir Müfredat Çalışma Grubu”nun çalışması uygun olabilir. MEB’nca hazırlanacak müfredatlar için bu çalışma grubunun önerilerinden referans materyal olarak yararlanılabilir.
  • İşbirliği alanlarının sadece projeler şeklinde yürütülmesinden daha öte, müfredatta yer almasının sağlanması; halen “Protokol” ile yürütülmekte olan işbirliği çalışmaları, yürütülen programlar uygun mevzuata kavuşturulmalıdır. “Sağlık Bakanlığı – Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü” temel eğitimde ve yaygın eğitimde etkin rol almalıdır. Parlamenterlerden başlanarak, SB ve MEB karar vericilerinin, üst yöneticilerine yönelik savunuculuk faaliyetleri de mevzuatın uygulanabilirliğini artıracağından, eylem planlarında yer almalıdır.
  • Mevzuatın ve/veya programların, kapsamlarının sürekli güncel/bilimsel olmasının sağlanabilmesi için Bilimsel Kurullar oluşturulmalı, işletilmeli, önerileri uygulamaya geçirilmelidir.
  • Var olan tüm eğitim materyalleri bir araya getirilerek yaygın ulaşılabilir, kullanılabilir envanter, arşiv oluşturulmalıdır.
  • Programların sürdürülebilirliği için yeterli kaynak/bütçe mutlaka sağlanmalıdır.
  • Beyaz Bayrak projesine benzer şekilde, Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirdiği “Sağlığı Geliştiren Üniversite “ modeli uygulamaya geçirilebilir. Bu amaçla SB ve YÖK ile işbirliğine başlanabilir. Bu yaklaşımın ulusal düzeyde üniversitelerle ilgili mevzuatta da yer alması hem süreci hızlandırır hem de zorunlu uygulanabilir hale getirebilir. Sağlığı Geliştiren Üniversite kapsamında geliştirilecek müfredat çalışmasına önemli aktörler olan öğrencilerden de temsilci alınmalıdır.
  • SB Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun organize etmeye başladığı “Sağlıklı Yaşam Merkezleri”nin yaygınlaştırılması, bununla ilgili farkındalığın artırılması ve daha fazla kişi tarafından kullanılması için işbirlikleri yapılmalıdır.
  • Sağlıklı yaşam davranışlarının kazanılmasında sadece SB, MEB veya hekimin, öğretmenin yeterli olmadığı, aile, yazılı ve görsel-işitsel basının da paralel mesajları vurgulamasının önemi vardır. Medyanın sağlıkla ilgili yanlış mesajları yaymada aracı olması önemli bir sorundur. Özellikle televizyonda ehil olmayan kişilerin sağlık programlarında öneriler sunması ve/veya televizyon reklamlarında uygun olmayan mesaj ve görüntülerin yer alması ciddi bir sorun alanıdır. Halen var olan denetim sisteminin (RTÜK) yeterli olamadığı görülmektedir. Bununla ilgili etkili bir denetim mekanizmasına (mevzuat, kurul, bilimsel danışma kurulu v.b.) gereksinim vardır, sağlanmalıdır.

Toplumun sağlık eğitiminde Sivil Toplum Kuruluşlarının STK) , yerel yönetimlerin ve uluslar arası kuruluşların rolü nedir ve işbirliği nasıl sağlanabilir?

  • Kamu kurumlarının STK’ya bakışı olumluya dönüştürülmelidir. STK katkısının yadsınmaması konusunda savunuculuk yapılmalıdır. STK çalışmalarının raporlanması ve ilgili kurumlarla iletişimin sağlanması amacıyla kamu kurumlarında bir örgütlenme (il düzeyinde/ulusal düzeyde) oluşturulmalıdır.
  • Sağlık dışı alanda çalışan STK’ların sağlığın geliştirilmesi konusundaki dolaylı faydaları/ etkileri ortaya konmalı ve bu konuda farkındalığın artırılması için çalışılmalıdır.
  • STK’ların yaptığı/ yapacakları çalışmaları düzenli raporlaması sağlanmalıdır.
  • Sağlık eğitimi çalışmalarının nicelik ve niteliğinin geliştirilmesi (yaygınlaştırılması, kapsayıcılığı, etkinliğinin artırılması), bu bağlamda, eğitim ve bilgilendirme farkının ortaya konması, yapılan eğitimlerde ve çalışmalarda minimum standartların belirlenmesi; bu standartların belirlenmesi aşamasında uluslararası kuruluşların ve akademinin bilgi ve deneyimden yararlanılması yararlı olacaktır.
  • Hedef kitleye (çalışan yetişkinler) ulaşmada özel sektörün mobilize edilmesi konusunda devlet tarafından konuyla ilgili mevzuat geliştirilmeli / yaptırım oluşturulmalıdır.
  • Sağlık eğitimlerinin planlanmasında mutlaka yerelin ihtiyaçları düşünülerek planlanma yapılmalıdır.
  • Belediyeler yerel düzeyde sağlığı bozan etkenlerin ortaya konulması konusunda çalışma yapabilir. Bu konuda İl İlçe Hıfzıssıhha Kurullarının etkin çalışmalarının sağlanması gerekir.
  • Kadın Dostu Kent örneği bu konuda iyi bir modeldir. Bu konuda, Kent Konseyleri, İl Eylem Planları-yerel düzeyde ihtiyaçlar ve eylemlerin belirlenmesi aşaması başarılı, ancak uygulamada sorumluluk almada sadece sorumlu olarak kamu kurumları ön plana çıkmaktadır. Tüm paydaşların (akademi, STK, vb) sorumluluk alması ve eşgüdüm içinde çalışması önemlidir,
  • Programların uygulanması konusunda insan gücü, bütçe açılarından oldukça güçlü kaynaklar mevcuttur. Ancak, belediyelerin akademik desteğe ihtiyaçları vardır. Tüm belediyelerin mobilize edilmesi konusunda Belediyeler Birliği ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği yapıları / mekanizmaları kullanılabilir. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği aynı zamanda DSÖ Sağlıklı Kentler Ağı ile iletişim içinde çalışmaktadır. Bu kaynaklar konusunda bilgi sahibi olarak, daha etkin kullanılabilir.
  • Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi ilgili birimler sağlığın geliştirilmesi konusunda düzenlenen çalışmalara davet edilmeli / katılımları sağlanmalıdır.
  • Sağlık hizmeti sunumunda belediyelerin hizmet boşluğu olan alanlarda görev alması önemlidir.
  • Sağlığın Çok Sektörlü Geliştirilmesi Programı/Genelgesi’nin hayata geçirilmesi konusunda çalışmaların hızlandırılması gerekir.
  • Toplumun sağlık eğitiminde ve sağlığın geliştirilmesinde uluslararası kuruluşlarla, iyi örnek uygulamalarının paylaşılması, standart ve stratejilerin belirlenmesi, izleme ve değerlendirme konusunda yöntem belirlenmesi, İnsan gücü altyapısının oluşturulması konularında işbirliği yapılabilir.
  • Uluslararası kuruluşlar Finansman ve malzeme desteğinin sağlanması konularında, rol üstlenebilirler.
  • Çalışma alanlarıyla bağlantılı olan uluslararası kuruluşlar belirlenerek bu kaynaklardan etkin yararlanılması sağlanmalıdır.

 

ÖNEMLİ NOT: Çalıştaydaki üç grubun, grup üyeleri ile birlikte hazırladıkları ve çalıştay genel oturumunda kabul edilen “bildirge”, ilgili sektörlerden, son derece uzman katılımcılar tarafından hazırlanmış olup, incelendiğinde görüleceği üzere her iki sektör için de “Toplumun Sağlığında Eğitim Sektörünün Rolü”temasının yaşama geçirilmesinde / başarılı olmasında, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı için adeta uygulama rehberi niteliğinde olduğundan çalıştay sorumluları tarafından herhangi bir kısaltmaya gidilmeden önerilerin, paylaşılması uygun görülmüştür.

Fotoğrafların tamamını indirmek için tıklayınız

« 2 arasında 2 »